Günlük Su Tüketimi

Günlük Su TüketimiVücut ağırlığının yaklaşık 4’te 3ünü oluşturan su, en önemli bileşendir. Organlarda, doku ve hücrelerde gerçekleşen tüm reaksiyonlarda su kullanılmaktadır ve bu nedenle metabolizma için hayati önem taşımaktadır. Suyun vücuttaki fonksiyonları arasında, zehirleri vücuttan uzaklaştırma, organları toksinlerden arındırma, hücrelere işlemesi için gerekli ortamı oluşturma, dokuların nemli kalmasını sağlama sayılabilir. Ne kadar suya ihtiyaç duyulduğu ise, kişilere ve yaşama koşullarına göre değişkenlik gösterebilmektedir. Aynı zamanda fiziksel aktivite miktarına göre de bu miktarın belirlenmesi gerekmektedir. Her gün hareket etme, terleme, nefes alma ve idrar yoluyla çok miktarda su vücuttan atılmaktadır. Bu nedenle organların düzenli çalışabilmesi için kaybedilen bu suyun en azından aynı oranda yerine konması gerekmektedir. Yetişkin bireylerde günlük idrar yoluyla 1.5 litre ve diğer prosesler yoluyla da 1 litre su kaybı olmaktadır. Kaybedilen bu suyun aynı oranda ya da daha fazlasıyla yerine konması gerekmektedir. Birçok uzmanın da tavsiye ettiği üzere günde en az 2 litre (yaklaşık 8 su bardağı) su tüketilmesi vücudun sağlığı için elzemdir. Alınması gereken su miktarı birçok değişkene bağlı olarak değişebilmektedir. Bunlar kişinin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite miktarı, beslenme tarzı, çevresel faktörler, hamilelik ve emzirme durumları gibi örneklendirilebilir. Egzersiz yapılması sırasında su tüketim ihtiyacı artmaktadır. Kısa süreli egzersizler sonrasında birkaç bardak su yeterli olurken, profesyonel sporcuların ve uzun süreli fiziksel aktivite yapan bireylerin su ihtiyacı bir hayli yüksek olabilmektedir. Bu nedenle su miktarı günlük olarak sınırlandırılamaz. Buna ek olarak, uzun süreli egzersizlerde terlemeyle kaybedilen sodyum da yerine konmalıdır. Birçok sporcu içeceğinde gereken sodyum miktarı bulunmaktadır. Destekleyici olarak bu türde sıvıları tüketmekte fayda bulunmaktadır. Su tüketme ihtiyacı ve gerekliliği hususunda bir diğer etken de çevre koşullarıdır. Sıcak havalar ve yüksek nem miktarı vücuttan terleme yoluyla su atılmasını arttırmaktadır. Rakım olarak yüksek yerlerde ise daha hızlı nefes alma gerekliliği ve idrar miktarında artış su tüketiminin artmasına neden olmaktadır. Bütün bu etkenlere ek olarak, hastalık durumları da su ihtiyacını belirleyen koşullardandır. Yüksek ateşli hastalıklar, uzun süreli ishal, kusma gibi durumlar vücuttan su kaybını oldukça artırmaktadır. Üriner sistemde bulunan taşlar, mesane iltihaplanmaları, kalp yetmezliği, böbrek üstü bezi hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi durumlarda da vücutta ödem oluşumu ve suyun atılamaması gibi durumlarda vücuda alınan su miktarında düzenleme yapılmasını gerektirmektedir. Hamilelik ve emzirme dönemleri de vücuttaki suyun ve birçok iyonun dengesinin önemle korunmasının gerektiği hallerdendir. Bu dönemlerde kadınlar, kaybedilen suyun vücuda geri alınması hususunda oldukça dikkatli olmalıdır. Hamilelik döneminde tavsiye edilen günlük su tüketim miktarı 2.5 litre iken bu emzirme döneminde 3 litre olarak belirtilmektedir. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken noktalardan bir tanesi, vücuda alınan suyun yalnızca içilen su ile sınırlı olmadığıdır. Yediğimiz besinlerden ve özellikle meyvelerden de su alınıp, hücrelerdeki metabolik reaksiyonlarda kullanılabilmektedir. Vücuda yeterli miktarda su alınamaması olarak bilinen dehidrasyon sonucu ise, yorgunluk ve halsizlik hissi, gözaltı kararmaları, ağız kuruluğu, kas güçsüzlüğü, eklem ağrıları, baş dönmesi, bulantı gibi komplikasyonlar oluşabilmekte bu komplikasyonlar da kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilemektedir.

1 Puan2  Puan3  Puan4  Puan5  Puan (1 Oy Verildi, Ortalama: 5,00 / 5)

Bu Makaleyi Paylaşarak Çevrinizdekilerinde Bilgilenmesini İster Misiniz?
Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Bizlere dyt.isinsayin@gmail.com mail adresimizden yada 0552 214 06 69 nolu telefon numaramızdan ulaşabilirsiniz.

Bizi Arayın
Tıkla Ara Whatsapp'tan Sor