İştah Kontrolü Nasıl Yapılır ?

Açlık Kontrolü ve Diyet

Diyet yapmak istiyorum ama iştahıma bir türlü hakim olamıyorum ve sürekli bir şeyler yemek istiyorum” diyorsanız; bunun bir açıklaması bir de çözümü var. Merak etmeyin. Günümüzde popüler olan zayıflama merkezlerine başvuran insanların çok büyük bir kısmı bu dertlerden muzdarip. Birçok bireyin ortak  problemi olan “diyet programına sadık kalamama” konusu bazen çileden çıkarabiliyor. Belki kişiye uygun diyet hizmeti alamadıklarından, belki de hayatları kadar diyetleri de dinamik olmadığından… Veya belki de metabolizma hastalığı var ve gözden kaçıyor.

Bu 3 nedenden hangisi sizin sorununuzu doğuruyorsa doğursun neticede; kilo veremeyince motivasyon ve özgüven azalabiliyor, isyan ve mahrumiyet duygusuyla kontrolsüz yeme atakları ortaya çıkabiliyor.

Bazı metabolizma hastalıkları iştah açıyor, bazıları ise iştah açmadan yağ, karbonhidrat metabolizmalarını yavaşlatıyor. Kullanılan bazı grup ilaçlar ve/veya vitamin, mineral eksiklikleri de bu farklı sonuçları doğuruyor.

Bazen de iştahın düzeyi size iradenizi kullandırmayacak kadar güçlü olabiliyor. Bu iştaha direnme hali Pazartesi başlayıp, Perşembe veya 2 ay sonra en geç bitiyorsa da, yalnız değilsiniz.

“Neden kilo alıyorum, vermekte zorlanıyorum” dediğinizde; hiçbir şeyin gözden kaçmadığı bir metabolizma check-up’ ı ile metabolizma hastalıklarının öncelikle tek tek tespit edilmesi gereklidir.

Ardından bu tahlil sonuçları, metabolizma hızı ve yaşam şartları dikkate alınarak; tedavi edici bir diyet planı oluşturulur. Uygulama ve devam ettirme konusunda başarınız, diyet uzmanınızın da başarısıdır. Hatta başarı kadar başarısızlık da ortaktır.

Yaşam değişken ve dinamiktir. Tıpkı katıldığınız yemekli ortamların menüleri gibi… Değişen yaşam koşullarınız, duygusal durumunuz, karşılaştığınız yiyecekler ile uyumlu bir beslenme planı oluşturulmalı bu planlar sık sık size uyarlanmalıdır. Aynı zamanda bu diyet programları sağlıktan ödün vermeyen çözümler üretmelidir.

Bu sistem içinde hazırladığımız programlarla beslenerek, her koşula dair püf noktalarını da öğrenenler; acıkmıyor, her yemekli ortama katılıp; kilosunu, sağlığını ve keyfini aynı anda koruyor. Yani metabolizma hastalıklarınız tespit ve tedavi edildiğinde (diyet ve gerekirse ilaçla), iştah kontrolü artık sizin elinizdedir. İlgili açık büfe vb ortamlarda beslenmeye yönelik kullanılan teknikler, eğitimler ve püf noktaları için yardım alın.

Diğer yandan:

İştahınızı kontrol altına alın

Normal iştah, sağlıklı olmanın bir göstergesi olduğu gibi sebepsiz iştahsızlık ise ciddi hastalık belirtisidir. Gece atıştırmalarına dikkat edilmelidir. Kilo vermede en büyük handikaptır. Akşam yemeklerinden sonra ne yediğinize ve ne kadar yediğinize göre, kilo alabilir, kilo koruyabilir ve hatta kilo verebilirsiniz. Oysa tüm gün hiçbir şey yemeyip akşam yemeğinde kendinizi durduramıyorsanız dengesiz / düzensiz bir beslenme biçiminiz var demektir. Bu yüzden kahvaltıyı atlamayın ve karbonhidrat kaynağı olarak, saf karbonhidratları değil, tam tahıllı besinleri tüketin. Etiketinde glukoz, früktoz, mısır tahıl gevrekleri ile gün başlamayın. Ayrıca yemekten hemen sonra sürekli canınız tatlı çekiyorsa, bu da reaktif hipoglisemi hastası olma olasılığınıza işaret ediyor olabilir. Bu detayların kan testi ile tespiti ilk adım, diyetle tedavisi de ikinci adım olacaktır. Bu sayede iştahın yatıştığını görürsünüz. Gece atıştırma isteği duyduğunuz besinlere çeki düzen getirin. Bazılarını evden uzaklaştırın. Çocuğu, misafiri bahane ederek alışveriş yapmayın. Cips, baharat karışımlı kuruyemişler, şekerli ve kremalı bisküviler, yüksek şekerli tatlılar ve unlu mamullerden uzak durmak üzere bir plan yapın, markette bazı reyonlardan kesinlikle geçmeyin.

Bol su için

Bol su içmek, iştahınızı kontrol etmede çok önemlidir ve yersiz açlıkları bastırmada etkilidir. Ayrıca kabızlığa karşı önleyicidir. Kabızlık bireyde toksik madde birikimine yol açar, şişkinlik, gaz ve karaciğerde yağ yakımında yavaşlama ile sonuçlanabilir. Detoks organı olan barsakların çalışması için iç ortamının nemli olması şarttır.

İyice çiğnemeden yutmayın

İlk lokmanız mideye indiğinde, leptin adlı tokluk hissi veren hormonun salgılanması için 20 dakikalık geri sayım başlamış demektir. Ağzınıza küçük lokmalar alın, çatalı bıçağı masaya bırakın, püre kıvamına gelene kadar besinleri iyice çiğneyin, bunu her lokmada ve her sofrada yapın. Bazen unutsanız da yılmadan devam edin. Böylece 20 dakikaya daha az besin daha düşük kalori sığdırdığınızda bile daha tok kalktığınızı zamanla göreceksiniz. Böylece kanda kolesterol, şeker daha yavaş yükseliyor, sindirim şikayetleri azalıyor. Mideniz bile küçülebiliyor.

Spor yapın

Yeterince kilo verip eklem sağlığı açısından tehlikeyi atlattıktan sonra, fiziki durumunuzla uyumlu bireysel danışmanlık alın ve kas, kemik, eklem sağlığınızla uyumlu bir aktivite yapın. 8-12 hafta düzenli spor yapanların yapmayanlara göre iştahı etkileyen, açlık ve tokluk hissi veren hormon düzeylerini (insulin, leptin, ghrelin) daha güvenli aralıklarda olduğu tespit edilmiştir.

1 Puan2  Puan3  Puan4  Puan5  Puan (2 Oy Verildi, Ortalama: 5,00 / 5)

Bu Makaleyi Paylaşarak Çevrinizdekilerinde Bilgilenmesini İster Misiniz?
Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Bizlere dyt.isinsayin@gmail.com mail adresimizden yada 0552 214 06 69 nolu telefon numaramızdan ulaşabilirsiniz.

Bizi Arayın
Tıkla Ara Whatsapp'tan Sor